Tarihin Kalbinden Yeni Dünyaya Yürüyüş
İstanbul’un medeniyet merkezi Cağaloğlu’nda, Ayasofya'ya giden tarihi yol üzerinde yer alan Hadım Hasan Paşa Külliyesi, XVI. yüzyıl Osmanlı mimarisinin seçkin örneklerinden biridir. Külliye, mescid, medrese, sebil ve çeşmeden oluşan bütüncül bir yapı topluluğudur. 1595-1597 (Hicrî 1004) yılında, sadrazamlıktan önce dördüncü vezirlik makamında bulunan Hadım Hasan Paşa tarafından inşa ettirilmiştir.
Zamanla yaşanan yangınlar, ihmaller ve değişen şehir dokusu yapının büyük kısmına zarar verdi. 1826 ve 1865 yangınları, külliyenin ciddi tahribata uğramasına sebep oldu. Sultan II. Mahmud devrinde gerçekleştirilen bir onarımın ardından, XX. yüzyıl başlarında yapı "harap ve kullanılamaz" durumda tarif edilmiştir. Son yıllarda uzun süren bir restorasyon süreciyle bu kadim yapı yeniden ihya edildi. Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Fatih Belediyesi, İl Özel İdaresi ve özellikle Yeni Dünya Vakfı’nın iş birliğiyle sekiz yıl süren bir çalışma ile ayağa kaldırıldı. Bir zamanlar hüzünle sessizleşen medrese, bugün yeniden ilim-irfan ve sosyal faaliyetlerle şenlendi.
Günümüzde Hadım Hasan Paşa Külliyesi, Yeni Dünya Vakfı bünyesinde Bâb-ı Âli Akademi ve YDV Gençlik Eğitim-Kültür Merkezi olarak faaliyet göstermektedir. Vakfın yapmış olduğu eğitim kültür faaliyetlerine destek amaçlı açmış olduğu iktisadi işletmesi de tarihi yapının bütünlüğünü ve asıl amacını tamamlayan bir unsurdur. Vakfın ilk günden itibaren bu yapının tarihî kimliğine sahip çıkması, onu unutulmaktan kurtardığı gibi ona yakışır bir gelecek de kazandırmıştır. Burada yürütülen kültür, sanat ve düşünce çalışmaları, geçmişin izlerini bugünün nefesiyle buluşturmaktadır. Külliye, iki katlı yapısıyla, tromplu kubbeleri, revaklı hücreleri ve dönemin klasik mimari anlayışından kısmen ayrılan planıyla mimari açıdan da dikkate değerdir.
Bu tarihi yapıyı sadece bir mekân olarak değil; bir vakıf medeniyetinin, ilmin ve insanlığın izlerini taşıyan bir hatıra olarak görüyoruz. Bizler, bu yapının sadece kullanıcıları değil; aynı zamanda emanetçileri olduğumuzun bilincindeyiz. Hadım Hasan Paşa’nın hayrını, taşlara sinmiş ilim geleneğini ve vakıf kültürünü yaşatmaya gayret ediyoruz. Çünkü bu külliye, yalnızca taş ve kubbeden ibaret bir bina değil; bir niyetin, bir vakfın ve bir medeniyetin sessiz tanığıdır. Bizler de bu hatıraya sahip çıkarak vefayla hizmet etmeye çalışıyoruz.


