‘MİLLİ İRADE’ EVET DİYOR - Yeni Dünya Vakfı

‘MİLLİ İRADE’ EVET DİYOR

Kategori: Haberler
Yayın Tarihi: 15 Nisan 2017

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Dünya Vakfı’nın da dahil olduğu Milli İrade Platformu’na üye STK’lar ile 15 Temmuz Şehit yakınları ve Gazileri ile Sinan Erdem Spor Salonunda düzenlenen programa katıldı.
Milli İrade Platformu’nun “Büyük ve güçlü Türkiye için evet” sloganıyla 16 Nisan referandumu öncesi düzenlediği programa, çok sayıda sivil toplum kuruluşunun onbinlerce üye ve gönüllüsünün yanı sıra 15 Temmuz şehit yakınları ve gazileri de katıldılar. Sinan Erdem Kapalı Spor Salonunda düzenlenen programa yaklaşık bin kişi ile katılan Yeni Dünya Vakfı Genel Merkezi, otobüslerle toplu halde geldikleri program öncesi salonun içi ve dışını afişler ve vakıf bayraklarıyla donatarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı beklediler. Gençlik Kolları ve Kadın Kolları’nın sloganlar atarak karşıladıkları Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli İrade Plaformu’na üye tüm sivil toplum kuruluşlarını selamladıktan sonra, önemli açıklamalar yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına, “Size, Erzurum’un selamlarını getirdim. Bu akşam şu muhteşem atmosferde gönüllerimizi buluşturan, hasret gidermemize, hasbihal etmemize vesile olan Yüce Mevlama hamdolsun. Milli İrade Platformuna teşekkür ediyorum. Her birinize büyük ve güçlü Türkiye idealini sahiplendiğiniz, 16 Nisan’da istikrardan, özgürlükten ve demokrasiden yana duruş sergileyeceğiniz için şimdiden şükranlarımı sunuyorum.” ifadeleriyle başladı.
Milleti, bayrağı, vatanı, ezanı, devleti için hayatlarını feda eden şehitlere Allah’tan rahmet dileyen Erdoğan, Bakara Suresi’nde “Allah yolunda öldürülenlere asla ölüler demeyiniz. Bilakis onlar diridirler, fakat siz bunu anlayamazsınız.” denildiğini aktardı ve gazilere de minnettarlığını ifade etti.
“KİM KİMİNLE YÜRÜYORSA ONUNLA BERABERDİR”
“Bunların yolu, istikameti belli. Bu ülkeyi bölmek, parçalamak isteyenler ne diyor? Hayır. Onlarla beraber gidenler ‘hayır’ diyor” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, Anadolu’nun kapılarını açtığımız 1071’de, çok büyük bir karar verdik. Aynı şekilde 1453 yılında, İstanbul’u fethettiğimizde yine böyle bir karar verdik. Birileri, 1453 yılında İstanbul’u kaybetmenin acısını, yüzyıllardır unutamadı. Birileri Balkanlar’a, Kuzey Afrika’ya, Akdeniz’e, Karadeniz’e damgamızı vurmamızın kızgınlığından bir türlü kurtulamadı. Asırlardır bu cennet toprakları kaybetmenin üzüntüsüyle yaşıyorlar. Bunun bedelini de milletimize ödetmek istiyorlar. Zayıf anımızı kollamalarının, fırsatını bulduklarında hemen kapımızda belirmelerinin sebebi işte budur.” dedi.
Erdoğan, Türkiye’nin şehitlerin ve gazilerin fedakarlıkları sayesinde ayakta olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
“Bu ülkenin her bir ferdinin, 80 milyonun tamamının, şehit ve gazilerimize can borcu vardır. Çünkü üzerinde özgürce nefes aldığımız, hayatımızı sürdürdüğümüz bu topraklar, bize şehit ve gazilerimizin emanetidir. Rengini şehitlerimizin kanlarından alan ay yıldızlı al bayrağımız da bize şehit ve gazilerimizin emanetidir. Şairimizin dediği gibi ‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır/Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.’ Kuru kuruya toprak vatan olmaz, o arazidir. Eğer bu arazi üzerinde şehit kanları akıtılmışsa, onunla yoğrulmuşsa o vatandır. Bu toprakları bizlere yurt yapan işte şüheda kanıdır. Yüzyıllardır Anadolu şehit kanlarıyla yoğrula yoğrula vatan kılınmıştır. Şehitlerimiz aynı zamanda istiklalimizin de ebedi sembolleridir. Bizler sadece ülke içinde değil dünyanın 34 ülkesinde 78 şehitliği olan bir milletiz. Dünyada bu kadar şehitliğe sahip olan başka bir ülke yoktur. Malta’dan Hindistan’a, Bosna Hersek’ten Bulgaristan’a, Yemen’e kadar 3 kıta 7 iklimde şehitliklerimiz var. Ne mübarek bir milletiz ya. Nerede bir zulüm varsa ecdadımız oralara gitmiş, donanma göndermiş, sadece bir zulüm için. Şimdi birileri diyor ya ‘Ne işimiz var Suriye’de?’ Anladın mı ne işimiz olduğunu? Biz öyle bir ecdadın torunlarıyız. Biz her bir şehitliğimizi, o topraklara vurulmuş mühürlerimiz olarak görüyoruz. Bu sebeple de onların aziz hatıralarına yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da sahip çıkıyoruz.”
Şehit ve gazilerin Türkiye ve millet için yaptıkları fedakarlığın büyüklüğünü ifadeye kelimelerin yeterli gelmediğini anlatan Erdoğan, “Mesele vatanımız ve istikbalimiz olunca gözlerini kırpmadan canlarını ortaya koyan yiğitlerimiz için ne yapsak azdır. Her şeyin bir karşılığı vardır ama can borcunun bedeli yoktur, olamaz. Canın sahibi Hazreti Allah’tır, karşılığını verebilecek yegane makam da odur. Bize düşen şehitlerin geride bıraktıklarına sahip çıkabilmek, emanetlerine gereken hürmeti ve hizmeti gösterebilmektir. Şehitlerimizin eşlerinin, çocuklarının, anne babalarının başka acılar yaşamasının önüne geçmektir. Gazilerimizin sıkıntılarını çözmek, onların yükünü hafifletmektir.” diye konuştu.
Erdoğan, son 14 yıldır şehit ve gazilere olan vefa borcunu ödemenin çabası içinde bulunduklarını belirterek, “Şehitlerimizin emanetlerini canımızdan bir parça görüyor, sosyal, ekonomik, psikolojik ne ihtiyaçları varsa onları çözmeye gayret ediyoruz. Bugüne kadar onların acısını azaltmak, milletimizin ve devletimizin kendilerine olan şükran borcunu ifa etmek için birçok düzenlemeyi uygulamaya koyduk. Şehit yakını ve gazilerimizin tam 45 ana başlık altına toplanmış hakları bulunuyor. Güncel ihtiyaçlar belirdikçe, gazi ve şehitlerimizin taleplerine göre yeni çalışmaları, düzenlemeleri hayata geçiriyoruz. İnşallah bu konuda her zaman sizlerin yanında olmaya, yükünüze omuz vermeye devam edeceğiz.” dedi.
“PAZAR GÜNÜ MİLLETİMİZ, 15 TEMMUZ’UN ADETA BEDELİNİ ÖDETECEKTİR”
O gece hiç çekinmeden tankların altına kendisini atanların olduğunu aktaran Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Niye? Az önce İstiklal Marşı’nı okuduk. İstiklal Marşı’nda ne diyor? ‘Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın/Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın/ Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın/Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.’. Kendini vatana, millete ve dine adamış olan gençler yılmadılar. ‘İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür./İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.’ Bir tarafta iman, inanç, aşk var, öbür tarafta imansız olarak ellerindeki bütün o modern imkanlarla, F16’larla, tanklarla, silahlarla kendi vatandaşının üzerine yürüyenler vardı. Kim galip geldi? F16’lara kul olanlar değil, Allah’a kul olanlar galip geldi. Pensilvanya’dan talimat alanlar değil, aklını kiraya verenler değil, Hakk’a kul olanlar galip geldi. Vaka bu, gerçek bu. Bakıyorsunuz, paramparça oluyor ama o yine hak bildiği yolda yürüyor. İnşallah aynı şekilde bu süreci başarıyla devam ettireceğiz. Yılmak yok. İşte pazar günü bunun bir kırılma noktasıdır. Pazar günü milletimiz, 15 Temmuz’un adeta bedelini ödetecektir.
Bir tarafta Kandil var ‘hayır’ diyor. Bir tarafta İmralı var ‘hayır’ diyor. Bir tarafta Pensilvanya var ‘hayır’ diyor. ‘Kişi sevdikleriyle beraber haşr olunacaktır.’ Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu. Mesele burada. Bunu kimse sağa sola çekmesin. Kim, kimle yürüyorsa onunla beraberdir. Bunların yolu, istikameti belli. Bu ülkeyi bölmek, parçalamak isteyenler ne diyor? Hayır. Onlarla beraber gidenler ‘hayır’ diyor.”
Türkiye’de 30 yıldır, bölücü terör örgütlerinin yanında, bunları ülkenin üzerine salan odaklarla mücadele edildiğini vurgulayan Erdoğan, “14 yıldır bizler Başbakan olarak, Cumhurbaşkanı olarak bu terör örgütüyle mücadele ediyoruz. Esasında asıl kavgayı perde gerisindeki güçlerle veriyoruz. Almanya’da bu güçlerle mücadele ediliyor, Belçika’da, Hollanda’da, İsviçre’de, İsveç’te bunlarla mücadele ediliyor. Eğer bizim Dışişleri Bakanımıza uçuş izni verilmiyorsa, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız arabanın içine mahkum ediliyorsa, kadın haklarından bahseden bu terbiyesizler, bir bayana bu şekilde muamele ediyorlarsa, bunların medeniyetten yana nasibi yoktur. Bunlar medeniyet dediğin, tek dişi kalmış canavardır. Bunlarda medenilik yok.” diye konuştu.
“16 NİSAN, KALICI İSTİKRARIN MÜJDECİSİ OLACAK”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan’daki halkoylamasının çok önemli olduğunu aktararak, konuşmasını şöyle sonlandırdı:
“İnşallah 16 Nisan’da sadece ülkemizdeki yönetim sistemini değiştirmeyeceğiz. Aynı zamanda darbeci zihniyetle de hesaplaşacağız. Bu hesaplaşmaya var mıyız? 27 Mayıs’la, 12 Eylül’le, 28 Şubat’la hesaplaşacağız. Bunlara var mıyız? Hepsinden önemlisi 15 Temmuz ihanetiyle hesaplaşacağız. Buna var mıyız? Bütün bu tahribatların izini silerken aynı zamanda her yıl 10 yılda bir darbelere zemin hazırlayan köhne yapıyı da tedavülden kaldıracağız. 16 Nisan bu ülkede kaostan, krizden, darbeden beslenenlere vurulan en büyük şamar olacak. 16 Nisan, Türkiye’de kalıcı istikrarın müjdecisi olacak. 16 Nisan şehitlerimizin uğruna canlarını verdiği mücadeleyi zaferle taçlandırmanın adı olacak. 16 Nisan yeni ve büyük Türkiye’nin müjdecisi olacak. Mevlana Hazretleri ‘Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama gül başka leş başka kokar.’ diyor. İnşallah, 16 Nisan Türkiye’nin üzerine doğan, aydınlık bir günün müjdecisi olurken tüm terör örgütlerinin de defterinin dürüldüğü gün olacak. Siyasi tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olacak 16 Nisan’da sizlerden çok güçlü bir destek bekliyorum. Sizlerin evet oylarınıza hem darbecilere hem de cuntacıların avukatlarına hak ettikleri cevabı vereceğinize inanıyorum. Buradan öyle bir ses verelim ki Kandil’deki terör ağları duysun, buradan öyle bir haykıralım ki Pensilvanya şarlatanın ödü patlasın. Öyle bir coşkuyla söyleyelim ki Türkiye düşmanı çevrelerin elleri ayaklarına dolansın.”
a
58ee7aee7af5070c3c1bb6f5
1
C9OVxT_XYAE96Go
C9PGyEDXkAAJYcw
C9O3lVFXkAAn-wW
d
c

Go to Top