baskanBismillahirrahmanirrahim

“Haccı ve umreyi Allah için tam yapın…” Bakara, 196

Hamd Âlemlerin Rabbi olan Allah’adır. Salât ve selam Onun Sevgili Habibi Muhammed Aleyhisselam’ın üzerine olsun. Kurulduğu günden bugüne birçok etkinlik gerçekleştiren Yeni Dünya Vakfı bir ilk’e daha imza atarak umre organizasyonu yaptı. 19-26 Nisan 2016 tarihleri arasında gerçekleşen bu güzel yolculuk Yeni Dünya Vakfı Antalya Temsilciliğimiz tarafından hayata geçirildi. Toplam 196 kişinin katıldığı bu yolculuğa 50 kişi kendi imkânlarıyla 146 kişi de Yeni Dünya Vakfı’nın katkılarıyla gitmiş oldu.

Öncelikle bu büyük organizasyonu gerçekleştiren Yeni Dünya Vakfı Antalya Temsil Heyeti Başkanımız – Serik Belediye Başkanı Prof. Dr. Ramazan Çalık Bey’e, onun çalışkan ekibine ve vakıf temsil heyetinde görev yapan gayretli arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Ayrıca bu kutlu yolculuğun gerçekleşmesinde özel emekleri olan Sayın Başkanın Özel Kalem Müdürü Emel Demir, Danışmanı Zekai Dursun, Vakıf Başkan Yardımcısı Emine Alkan, Vakıf Sekreteri Maksude Tat ve birçok arkadaşın gayretli çalışmalarını, Serik Belediyesi ve Müftülüğünün kurumsal destek ve katkılarını da belirtmek isterim.

Bu yolculuğa bendeniz ve Vakfımızın Ankara Şube Denetim Kurulu Başkanı Sakarya Milletvekilimiz Recep Yıldırım Bey ailelerimizle Ankara’dan katıldık. Grubun büyük bir ekseriyeti Serik’tendi. Bu kutlu seyahati organize eden Cevher Turizm yetkililerinden Abdullah Aykut, Süleyman Aykut, Fatih Başköylü ve heyette bulunan değerli hocalarımız Mustafa Güner, Mehmet Kaya, İsmail Eken, Bekir Sait Kuzey, Ahmet Akkaya ve bayan … Dursun’a teşekkür ediyorum. Uçağa bindiğimiz andan dönünceye kadar bu mübarek seferin manevi, tarihi ve dini boyutunu anlatarak herkesi bilgilendirmişlerdir. Ayrıca güzel Kur’an tilavetleri, kaside ve ilahileri yolculuğumuza manevi haz katmıştır.

Toplumun her kesiminden Umre seyahatine katılanlar oldu. Belki böyle bir sefere imkânsızlığı nedeniyle gitmeyi hiç düşünmeyen hanım ve erkek kardeşlerimizle beraber liseli, üniversiteli öğrenciler, hanım kızlarımızdan oluşan güzel bir gruptu. Tabi Vakıf Başkanımız Ramazan Bey’in de eşiyle birlikte bu seferde bulunması herkesi mutlu etti. Bu mübarek yolculuğa katılan bütün arkadaşları tebrik ediyorum. Cenab-ı Hak kabul etsin.

Dönüş yolunda da Yeni Dünya Vakfının bu organizasyonu her yıl yapsın temennisi aslında memnuniyetin bir ifadesiydi. Umre boyunca edinilen dostlukların kalıcı ve daha geniş kitlelere ulaşmaya vesile olması amacıyla çıkartılması düşünülen “YDV – 2016 – Umre Bülteni” hayırlı bir çalışma olacaktır. Umreye katılan her kişi çevresiyle beraber Yeni Dünya Vakfının doğal üyesi olmuştur. Artık vakıf faaliyetlerinde onları her zaman görmek temel arzumuzdur.

 Medine-i Münevvere Yolunda…

 Yolculuğumuzun ilk durağı Medine-i Münevver’e oldu. Medine-i Münevvere Allah Resul’ünün türbesi ile şereflenen mübarek beldedir. O’nun makamının adı, “Ravza-i Mutahhara” yani tertemiz bahçedir.

 Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i ziyaret, insanda bir duygu tufanına yol açıyor. O’nun huzurunda bulunmak, O’nun kokusunu duymak en mutlu anlardır. İslam sevgi dinidir. En çok sevilmesi gereken ise Allah Resul’üdür. Hazreti Peygamber Aleyhisselam buyuruyor ki; “Hiçbiriniz beni anne babasından ve çocuklarından daha çok sevmedikçe gerçek mümin olamaz.”

Umre Yolcuları Yunus’un hasretini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşarlar.

Arayı arayı bulsam izini

İzinin tozuna sürsem yüzümü

Hak nasip eylese görsem yüzünü

Ya Muhammed canım arzular seni

 Yine Urfalı Nabi meşhur bir şiirinde;

Sakın terk-i edepten, kûy-i Mahbûb-i Hûd’adır bu;

Nazargâh-ı ilâhîdir makam-ı Mustafa’dır bu!..

diyerek şunu demek ister: Burası Allah’ın Sevgilisi olan zatın beldesidir. Burası Cenab-ı Hakkı’n nazar ettiği önem verdiği yerdir. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yüce makamıdır. Ey Nabi bu mekâna edebe riayet ederek gir, burası kutsi varlıkların tavaf edip; Peygamberlerin, Evliyanın ve Allah dostlarının göründüğü yerlerdir.

 Medine-i Münevvere’de geçen iki muhteşem günde her şey çok güzeldi. Bir hurma bahçesinde yapılan hatim duası ve ikramlar, akabinde Uhud Şehitliği ve takva üzere kurulan Mescid-i Küba ve diğer ziyaretler Medine de unutulmayan anılar oldu.

 Lebbeyk Allahümme Lebbeyk…

 Mekke’ye yola çıkarken ihramların giyilmesi ve mikat mahalli Zülhuleyfe’de ihram namazını müteakip telbiyenin başlaması insanı farklı dünyalara götürmektedir.

 Böylesine kutlu bir yolculuk Cenab-ı Hakk’ın hepimize bir lütfudur. Şâir:

“Her kime Kâbe nasip olsa Hak rahmet eder,

Her kişi sevdiğini hanesine davet eder.”

diyerek gidenlerin Allah’ın davetlisi olduğunu belirtmektedir.

 Lebbeyk Allahümme Lebbeyk…

Rabbim davetine icabet ettim, emrine boyun eğdim, emret Allah’ım…

Bu yüksek bir teslimiyetin ve Allah’a kayıtsız, şartsız itaatin ilanıydı. O’nu Cebrail Aleyhisselam Hazreti İbrahim’e öğretmiş, Kâbe’yi ziyaret için Harem-i Şerif’e koşan müminler asırlarca bu sözleri tekrar etmiştir.

İhram bütün dünya elbiselerinden soyunup, müminlerin yeni bir hayata adım atmalarıdır. O, yeniden başlangıçtır. İhram tam bir tevazu ve teslimiyetin nişanesidir.

İşte bu ulvi duygularla Mekke’ye varıp otelimize yerleştikten sonra umre tavafı yapmak için Harem-i Şerif’e intikal ettiğimizde gece yarısı olmuştu. Tavaftan sonra Umre Say’ımızı da bitirip tıraş olup umremizi ikmal ettik.

Mekke’de kaldığımız dört gün boyunca bazen grup olarak bazen yalnız yaptığımız tavaflarla, namazları Haremi Şerif’te mahşeri kalabalıkla kılarak günlerimizi en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştık. Ayrıca Mekke’de bulunan Sevr Mağarası, Hira dağı, Mescid-i Cin ve diğer önemli mekânları ziyaretle umre günlerimize manevi zenginlik katmaya çalıştık.

Yeryüzünün en mukaddes beldesi olan bu topraklarda insanlık Hazreti Peygamber Aleyhimüsselam’dan Kur’an, Hazret-i Bilal’den ezan dinlemiştir. Hazreti Cebrail Aleyhisselam’ın vahyine mazhar olmuş, nice İslam Şehidi Sahabelerin bulunduğu, Kuran’ın indiği ve İslam’ın doğduğu topraklardı…

Ülkeleri, dilleri, renkleri, örf ve adetleri, şekilleri, ilmi seviyeleri, imkânları farklı ancak kıbleleri, gönülleri, gayeleri bir olanların Ümmet şuuruyla bir araya geldiği mukaddes mekânlardı…

Dünyaya can veren kalp, Kâbe…

Kâbe, Allah’ın yüce sembollerinden biridir. Allah’ın evidir. Bütün dünyaya can veren bir kalp, tam bir güvenlik ve özgürlük mekânıdır. Allah adına tavaf yapılan tek mabettir. Bütün insanlığın yüzünü döneceği bir işaret taşıdır.

Kâbe’nin mimarı Hazreti Cebrail, ustası Hazreti İbrahim, işçisi ise Hazreti İsmail’dir. Orası insanlık için bir dayanaktır.

Dört köşesine verilen isimlerde çok manidardır. Rüknü Hacerü’l Esved, Rüknü Şami, Rüknü Iraki, Rüknü Yemani… Yani hangi bölgeye bakıyorsa oranın adı verilmiş. Yemen’in, Şam’ın, Irak’ın… İslam coğrafyasının bu nadide bölgelerinde bugün akan kan ve gözyaşını düşündükçe tavaf esnasında ki dualarımız daha bir içten geliyor, yüreklerimiz daha da kabarıyordu. Sorumluluklarımızın altında daha da terleyerek, tefekkür ederek, tavaflar yaptık, niyazlarda bulunduk, gözyaşı dökenlerin dualarına iştirak ettik, arınmaya çalıştık.

Rabbim hepimizin dualarını, ziyaretlerini, tavaf ve umresini kabul etsin.

Mahmut GÖKSU

Yeni Dünya Vakfı Genel Başkanı

Yeni Dünya ile Mukaddes Topraklara Yeni Dünya ile Mukaddes Topraklara…

Bir Yanıt bırak