Türk müziğinin yaşayan büyük üstatlarından Âmir Ateş, katıldığı Bâbıâli Enderun Sohbetleri’nde dostlarıyla buluştu ve hasret giderdi. Sohbetinde unutamadığı hatıralarını dinleyicilerine anlatan Ateş ile müzikseverler unutulmaz bir akşamı yaşadılar. Yeni Dünya Vakfı’nda düzenlenen programa katılım yüksek oldu. Âmir Ateş, hayatı boyunca hem yetişme çağında hem de sanat dünyasında yaşadığı ve unutamadığı ilginç hatıralarını dinleyicilerle paylaştı. Bu arada bestekârımızın sevilen eserleri, Elif Ömürlü Uyar tarafından seslendirildi. Halil Gökkaya’nın yönettiği toplantıda Zeki Yılmaz da Âmir Ateş’in musıkî dünyamızdaki yeri üzerinde durdu ve hizmetlerini anlattı.

UNUTULMAZ BİR AKŞAM YAŞANDI
Yeni Dünya Vakfı’nda perşembe günü yapılan “Bâbıâli Enderun Sohbetleri”nde musıkîmizin yaşayan efsane isimlerinden Âmir Ateş ağırlandı. Sevilen bir çok bestesi bulunan, binden fazla güfteye beste yapan ve bilhassa dinî musıkîde unutulmaz ilahilere ve ilklere imza atan Âmir Ateş için Cağaloğlu’nda yapılan programa, kültür sanat dünyasından geniş bir katılım oldu. Sevenleri Âmir Hocayı yalnız bırakmadılar.
Müzik araştırmacısı ve yazarı Zeki Yılmaz, Âmir Hocanın çok velut bir bestekâr olduğunu hatırlatarak, “Sanatkârımız çok beste yapar, gezdiği yerleri yazar ve çok şiir yazar. Bereketli bir dünyası vardır.” dedi. Halil Gökkaya ise Âmir Hocanın bir gönül insanı olduğunu belirterek, “Kimseyi kırmaz, gönüller yapar. Elinden tuttuğu ve sahip çıktığı bir çok genç sanatçı vardır. Kabiliyet gördüğü genç şairlere de hep destek olmuş ve onlara moral vermiştir. Âmir Hocamızın hizmetleri asla unutulamaz.” diye konuştu.

DİNÎ MUSIKİMİZ BÜYÜK BİR DERYADIR
Âmir Ateş de konuşmasında musıkînin bir derya olduğunu belirterek bu vadide bir çok kıymetli sanatkâr yetiştiğini söyledi. Tanıdığı ve kendilerinden istifade ettiği meşhur mevlidhanlardan bahseden Ateş, “Bizim geleneğimizde hafız sanatkârlar vardır. Sadettin Kaynak, Halil Çanakkaleli, Kâni Karaca, Aziz Bahriyeli, Fevzi Mısır işte bu isimlerdendir.” dedi. Kendisinin Hafız Kemal Batanay, Yesari Asım Arsoy ve Emin Ongan gibi hocalardan feyz aldığını belirten Âmir Ateş, “Ben seni unutmak için sevmedim” ve “Bir Kızıl Goncaya Benzer Dudağın” şarkılarının yazılış hikâyelerini de anlattı. Şiir ve musıkî arasında çok köklü bir bağ olduğunu ifade eden Âmir Ateş, “Merhum şairimiz Bekir Sıtkı Erdoğan ile yakın bir dostluğumuz vardı. Kıymetli şiirlerini bestelemek nasip oldu. Musıkîmiz şiirimizden hep beslenmiştir.” şeklinde düşüncelerini aktardı.

Âmir Ateş konuşmasında özetle şöyle dedi: “Bir hoca talebesini yetiştirir ve topluma adar. Sonra o genç sanatkâr böyle fersah fersah yürür gider, böyle bir şeydir mûsikî. Mevlidhanlık ayrı bir sanattır. Mevlid, âyetlerden, hadislerden ayrı ayrı kelâmlardan sirâyet etmiş bir eserdir. Bizim geleneğimizde güçlü bir damardır. Mûsıkî çok değişik ve etkileyici bir eserdir. Dinleyen insanı bambaşka âlemlere alır götürür. Çok kıymetli gençlerimiz yetişiyor kendi değerlerimiz açısından. Musıkî, gönülden gelen duyguları güzel nağmelerle dile getirme sanatıdır.”
Konuşmanın ardınan Elif Ömürlü Uyar, Âmir Ateş’in bestelediği bazı eserleri seslendirdi. Türk müziğine hizmet etmiş bir çok şahsiyetin yâd edildiği program, Âmir Ateş’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle sona erdi. Konuşmacılar, dinleyicilerin sorularına cevap verdikten sonra toplu hatıra fotoğrafları çektirdi. Yeni Dünya Vakfı Başkanı Mahmut Göksu da, hizmetlerinden ötürü sanatkâra bir plaket hediye etti.

SEVİLEN BESTELERE İMZA ATTI
1942 yılında İzmit’in Kandıra ilçesinde doğdu. Babası Hafız Vehbi Efendi, annesi Dürdane Hanım’dır. Hafız olan babasının etkisinde kalarak ve güzel olan sesi ile Kur’an okumak şevkiyle hıfzını tamamlayarak hafız oldu. 1956 yılın da İstanbul’a giderek Hacı Hafız Akkuş Efendi’den Kur’an dersleri almaya başladı. Eğitimini dini yönde geliştiren bestekâr, İstanbul’da zamanının en değerli üstatlarından feyz almanın gayreti içinde olmuş Kemal Batanay, Sabahattin Volkan, Saadettin Kaynak gibi büyüklerin öğrencisi oldu. 1959 yılında belediye Mezarlıklar Müdürlüğü’ne memur olarak başladı. Aynı yılda Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin çalışmalarına katıldı. Burada Emin Ongan’nın öğrencisi oldu iyi dostluklar yaşadı. 1964 yılında askerlik görevini tamamladı ve İstanbul’a döndü. Beste çalışmalarına hemen aynı tarihlerde başladı ve Musikimizin sanat, dini, halk müziği ve saz eserleri gibi dallarında pek çok denemeler yaparak bugüne değin 700-800 civarında eser musikiye hediye etti.İlk olarak sözleri Reha Güzey’e ait olan ” Gönlüm özler kaybolan manalı mahzun çehreni “isimli güfteyi Hüzzam makamında besteledi.
Üsküdar Musiki Cemiyeti’ndeki hocalığının yanı sıra; “Anadolu Yakası Telefon Baş Müdürlüğü”, “Türkiye Denizcilik İşletmeleri”, “İstanbul Ehli Kur”ân ve Mevlidhânlar-Derneği” Tasavvuf koroları gibi bir çok topluluktan başka Diyanet İşleri Başkanlığı seminer ye kurslarında da hocalık yaptı. Gördüğü her güzelliği, duyduğu her duyguyu, denenmemiş birçok motifleri ele almak suretiyle; benzerliklerin de ötesinde, orijinal, yeniliklere önem verdi. Besteci olarak tanıdığımız Amir Ateş, Mevlidhân olarak da ününü duyurdu ve bu yönde de pek çok öğrenci yetiştirdi. Hicaz makamında ” Seni ben unutmak istemedim ki “, ” Kaybolan yıldız gibi çıldıran yalnız gibi” Kürdîlihicazkâr makamında ” Her güzel bağından bir gül seçerdi “, Muhayyer Kürdi makamında “Bir kızıl goncaya benzer dudağın”, Segah makamında “Ben seni unutmak için sevmedim” ve daha bir çok güzel şarkılarıyla musikimizdeki önemli yerini almıştır. Üsküdar Musikl Cemiyeti’ndeki hocalığının yanı sıra; Anadolu Yakası Telefon Başmüdürlüğü, Türkiye Denizcilik İşletmeleri, İstanbul Ehli Kurân ve Mevlidhânlar Derneği tasavvuf koroları gibi bir çok topluluktan başka Diyanet İşleri Başkanlığı seminer ye kurslarında da hocalık yapmıştır. Bestekâr dinî bestelerinden oluşan 5 kaset ve CD halindeki eserlerin ilki halkımızın beğenisine sunulmuştur. Daha pek çok yıllar dillerden düşmeyecek besteler yapmaya ve öğrenciler yetiştirmeye devam edecek bestekâr, evli olup; Furkan adında bir oğlu ile Şevval adında bir kızı vardır.

5-Amir Ateş

3-Amir Ateş

2-Amir Ateş

7-Amir Ateş

Bir Yanıt bırak