55. Kütüphane Haftası Türkiye’nin bir çok yerinde kutlanırken Yeni Dünya Vakfı genel merkezinde de konu detaylarıyla birlikte ele alındı. İstanbul’daki önemli kütüphanelerin müdürleri, kütüphaneler ve kütüphanecilik üzerine düzenlediğimiz panelde halk kütüphanelerinin kültür dünyamızdaki yerini konuştular.

Toplantının açış konuşmasını yapan Mehmet Nuri Yardım, Türkiye’de kütüphanelerin geçmişe göre çok daha iyi bir noktada olduğunu hatırlatarak, “Eskiden sadece senede bir kütüphaneler konuşulurdu. Şimdi neredeyse her hafta yeni kütüphaneler ve kütüphanecilikteki ilerlemelerle ilgili haberler alıyoruz. Külliye’de 5, Rami’de 6 milyonluk kütüphane kuruluyor. Yazarların adlarına çeşitli şehirlerde kütüphaneler kuruluyor.” dedi. İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi mensubu araştırmacı öğretim üyesi Selçuk Aydın’ın programı sunarken, “Halkın üniversiteleri kütüphânelerdir denilmiştir. Kütüphanelerin toplumda böyle bir işlevi vardır.” dedi. ilk konuşmacı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphaneler ve Müzeler Genel Müdürü Ramazan Minder’di. Minder, konuşmasında kütüphanelerin hayatımızdaki yeri ve önemi üzerinde durdu, “Kitabı ve kütüphaneyi merkeze alabilirsek parlak günlerimize tekrar çıkabiliriz. Burada sadece kuru bir kitap ve kütüphaneyi kastetmiyorum. Bunun içinde okullarımız, eğitim sistemimiz, üniversitelerimiz de var.” dedi.

BAĞDAT KÜTÜPHANESİNDE 40 MÜTERCİM VARDI
Ramazan Minder konuşmasının ilerleyen bölümünde geçmişte Bağdat gibi İslam şehirlerinde “Beytülhikme” adıyla kütüphanelerin var olduğunu, burada 40 civarında mütercimin bulunduğunu söyledi. Kütüphanelerde her şeyin rahat bir şekilde konuşulduğunu ifade eden Ramazan Minder, “Beytülhikme 9. Yüzyılda açılmıştır. O dönemde kütüphanecilik altın çağını yaşamıştır. El Cezeri gibi bir çok büyük âlim burada çalışmıştır. Biz kütüphanelere böyle değer verirsek eski şa’şaali devirlerimize dönebiliriz.” diye konuştu.

Osmanlı’daki kütüphanelerin durumu hakkında bilgi veren Ramazan Minder, Kütüphane-i Umumî (Beyazıd Devlet Kütüphanesi) gibi kütüphanelerin önemli olduğunu, buradan ilim dünyasının çok istifade ettiğini söyledi. Kütüphaneciliğimizi Batıyla mukayese ettiğimizde geride olduğumuzu söyleyen Minder, “Ancak son 25 yılda kütüphaneciliğimiz çok gelişmiştir. Geçmişle mukayese ettiğimizde çok daha iyi bir yerdeyiz.” dedi. İBB’ye bağlı olarak 21 kütüphaneleri bulunduğunu belirten Ramazan Minder, “Atatürk Kitaplığımız önemli.Ana konumuz halk kütüphanesi oluşumuz. Atatarük Kitaplığı özel arşiviyle de zenginleşmiş bulunuyor. Bugün dünyanın muhtelif ülkelerinde kendi medeniyetimize ait eserleri getirtmeye çalışıyoruz. Yazma eser bölümümüz var. Rauf Orbay gibi gibi meşhur şahsiyetlerin özel kütüphaneleri bizim kütüphanemizde bulunuyor.”

BİLGİNİN ÖNÜNDE ENGEL YOK
Ramazan Minder konuşmasının son bölümünde şunları söyledi:
“Ekibimiz güzel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi her türlü imkânı veriyor bize. Bağdat’taki Beytül Hikmet bizim için ‘Altın Çağ’dır. Bağdat’taki Beytül Hikme’de her şey konuşulabiliyor. Kitabı, kütüphaneyi merkeze alırsak yeniden parlak çağımızı yaşarız. Bizim bugünkü hâlimiz hastalıklı hâl yâni tedâvi edilebilir. Tabiî bunların yanında güzel şeyler de var. 25 senedir meslekteyim. 25 seneye kıyasla muazzam bir toplumsal farkındalık olduğunu görüyoruz. Son 8-9 yılda sâdece yazma eserlere 4000 kadar ilâve ettik. Bugün, bilginin önünde engel yok. Bir insan istediği saatte istediği kütüphaneye gidebilir.”

HALK KÜTÜPHANECİLİĞİ GELİŞTİ
Orhan Kemal İl Halk Kütüphanesi Müdürü Süheyla Acar da konuşmasında halk kütüphaneciliğinin son durumu ile ilgili olarak dinleyicileri bilgilendirdi. “Biz halk kütüphanesi olarak daha farklıyız. Adımız belli, ‘halk’, yediden yetmişe herkesi kapsayan hatta anne karnında başlayan bir hizmet anlayışımız var. Her yaş ve seviyede herkese hizmet ediyoruz. Çocuklar, gençler, yetişkinler… Bilhassa çocuklara ve gençlere kütüphaneyi daha cazip hâle getirebilmek için çeşitli faaliyetlerimiz bulunuyor. İnternet hizmeti, kitap hizmeti, dergi hizmeti vermekteyiz. Okumak isteyip de kitap alamayan vatandaşlar bizden kitap edinebiliyor. Artık kütüphaneler arasında dayanışma var. Çeşitli sanat kursları düzenliyoruz. Kütüphanenin târihçesi, yazının bulunuşu kadar eskidir. Taş tabletlere, papirüslere vs. zamanla yazmışlar ve kütüphânecilik mesleğine de adım atmışlar. Kütüphâneler bir milletin hâfızasıdır ve geçmişle gelecek arasında köprüdür. Halk kütüphâneleri, okuma, bilgilenme amaçlıdır ve eğitime en büyük katkı veren yerlerdir.

HALKLA VE OKULLARLA TEMAS ŞART
Son konuşmacı Kadıköy Aziz Berker Kütüphanesi Müdürü Lütfi Oğuz’du. Oğuz, “Çocukları ve gençleri kazanmak için arkadaşlarla fikir alışverişinde bulunduk. Bunun için en çok kazanım sağlayacak hususun yazarları çağırıp kültürel etkinliklerle çocukların kütüphaneden memnun ayrılmasını sağlamak olduğunu düşündük. Bunun için çarşamba günleri Kadıköy Sohbeleri’ni başlattık. Yazarları davet ettik. Çok verimli geçmeye başladı. Kütüphaneye devam edenlerin sayısında büyük bir artış oldu.” dedi. Oğuz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Çalıştığım kütüphanelerde, önce fizibilite çalışması yaparım. Kadıköy Aziz Berker Kütüphanesi’nde çalışmaya başladığım ilk zamanlarda, 30 yaşın üstündeki insanlar geliyordu sadece ama öğrencilerin haberi yoktu. Sonra okullarla temas kurduk ve öğrencilerin gelip kütüphaneden faydalanmasını sağladık. Teknoloji elbette önemlidir. Ama insanlarla, halkla ve öğrencilerle temas kurmak da çok önemli. Halka inmek lâzım.”

Konuşmacılar dinleycilerin sorularına da cevap verdi. Toplantının sonunda Dr. Şâkir Diclehan, büyük kütüphane âlimi ve Millet Kütüphanesi’nin kurucusu olan Ali Emiri Efendi’nin bir şiirini okudu. Toplantının sonunda İsmail Saib Sencer ve Ali Emirî Efendi gibi büyük kütüphane âlimleri rahmet ve saygıyla yâd edildi, ardından konuşmacılar ve dinleyiciler birlikte hatıra fotoğrafları çektirdi.

3-Kütüphane toplantısı

D2xVkCFXgAEzxKL

D2xVkCGXcAAxAVi

D2xVkCuXcAU0pg_

5-Kütüphane toplantısı

Bir Yanıt bırak